What happened to the Armenians in Ottoman lands?

1) Armenians in Eastern Anatolia rebelled with the Russian advance.


Armenian General Andranik with his soldiers during the Van rebellion
— — — — — — 
Ermeni General Andranik, Van isyanında askerleri ile beraber

They volunteered for the Russian army.

They formed gangs, engaged in guerrilla warfare, and massacred 


What_Happened_To_The_Armenians_In_Ottoman_Lands their former neighbors.

The images of so-called civilian bands—armed men and women, whom Armenians portray as brave and beautiful—are their own.

And with the Russian withdrawal, they fled to modern-day Armenia.


They destroyed most of the Turks living in the Eastern Anatolia region.
Kurds filled the void left by the Turks.
Yes, a large portion of Armenia’s population consists of those who fled Eastern Anatolia.

2) The Armenians around Lake Van rebelled and staged a bloody uprising.
They massacred their neighbors.
They left not a single Turk, especially in the city of Van.


SOSE “MAYRIG” VARTANIAN: A “HERO WARRIOR MOTHER” FOR RADICAL ARMENIANS
— — — — — —
SOSE “MAYRİG” VARTANİAN: RADİKAL ERMENİLER İÇİN BİR “KAHRAMAN SAVAŞÇI ANNE”
https:// avim.org.tr/tr/Yorum/SOSE-MAYRIG-VARTANIAN-RADIKAL- ERMENILER-ICIN-BIR-KAHRAMAN-SAVASCI-ANNE

The vacated land was filled by Kurdish tribes coming from the south.
And upon the advance of the Turkish army, they fled to Iran.
And they still live in Iran.

3) The Armenians of Cilicia aided and abetted the French.
They formed volunteer units in the French army.
They formed gangs and engaged in guerrilla warfare.
Due to the violent reaction of the civilian population in this region and the growing Turkish advance, the French withdrew.

Because of their serious crimes and treason, they fled with the French.


Some of them fled to Lebanon and the province of Mersin, which was then under French control.
Most famously, they played a role in the infamous legend of Musa Dagh.
French warships rescued them.
A significant number of them live in France today.

4) Armenians from Cappadocia and the eastern parts of Central Anatolia were deported.

Most of them reached present-day Syria safely.
Some of them still live in Syria.
A significant number emigrated to Lebanon and from there to various parts of the world, especially France.

5) Armenians in the Aegean region, along with local Greeks, welcomed the Greek occupation with great joy and longing.

They, too, were implicated in war crimes committed during the Greek occupation of the region.

And they fled to Greece with the Greeks.

6) A significant number of Ottoman Armenians migrated to Istanbul during the conflicts and tensions that arose.

A significant number of them continued to remain in Istanbul during the Republican era.

Finally, the earliest to witness the decline of the Ottoman Empire, which became evident in the 1800s, were the Greeks, Armenians, and Jews.


They migrated to South and North America long before the Armistice of Mudros, the Ottoman surrender agreement.

Their traces can be seen in many social events in North America, including during the founding of the United States and during and after the Civil War.

The majority of Armenians in South American countries like Argentina, Brazil, and Uruguay are in this context.



Mother Sose. Mother of the Armenian Resistance

They called her Mother, but she fought like a true warrior.

Sose Mayrik (Sose Vardanyan) was not only Serob Aghbyur's wife, she was also a warrior. While women were expected to remain behind the scenes, she took up arms and fought to protect her people.

After Serob's assassination in 1899, Sose continued the struggle, leading the fidian groups and becoming a symbol of the resistance. Even during the exorcism, she remained the embodiment of Armenian strength and will.

Today, as we remember her name, each of us can ask the question: will we fight for our homeland with the same dedication?

— — — — — —

Sose Anne. Ermeni direnişinin annesi

Ona Anne diyorlardı ama gerçek bir savaşçı gibi savaştı.

Sose Mayrik (Sose Vardanyan) sadece Serob Ağbyur'un karısı değildi, aynı zamanda bir savaşçıydı. Kadınların kuliste kalması beklenirken eline silah aldı ve halkını korumak için savaştı.

Serob'un 1899'daki suikastı sonrasında Sose mücadeleye devam etti, fidian gruplara öncülük etti ve direnişin sembolü oldu. Şeytan çıkarma sırasında bile, Ermeni gücünün ve iradesinin vücut bulmuş hali olarak kaldı.

Bugün adını hatırladıkça, her birimiz şu soruyu sorabiliyoruz, vatanımız için aynı özveriyle savaşır mıyız?

#սոսեմայրիկ #հայոցպատմություն #ֆիդայի #հայկանայք

In fact, the Armenian communities that suddenly emerged from nothing in the West, especially in the New World, are almost equivalent to the Armenians who disappeared from the Ottoman lands.


The Armenian community undoubtedly suffered pain and suffering.
This is perfectly natural.
Both Ottoman Greeks and Ottoman Muslims experienced immense suffering.
As a result, a vast, multi-ethnic, multi-religious empire came to an end.


Throughout the empire, the majority sought to make room for itself by massacring the minority.
In this context, millions of Turks living in the Balkans, Thessaly, Morea, Crete, and the ceded Levant were also massacred.
The Turkish communities that remain in Greece (Western Thrace), Macedonia, Bulgaria, Bosnia-Herzegovina, Syria, and Iraq, the remnants of one of the most extensive massacres in history, are the legacy of the Ottomans. Today, the refugee Turks who have reached the lands we consider our homeland constitute a very small fraction of the population living in their homelands.

Look, Armenia has finally come to the table.
They will undoubtedly see a positive response to this.
If the process continues, there is now a possibility that Armenia will one day become a financial center like Switzerland or Luxembourg, or a welfare state.
If the process stalls, or if old radicalisms resurface, modern-day Armenia will surely collapse in on itself and disappear.

It’s inevitable that diaspora Armenians will eventually become ascetic in the countries they live in.
Their only asset is their hatred of Turks.
if you follow their mind, in the year 2856, on a spaceship traveling to a galaxy far, far away, an Armenian whose only connection to Armenia is hatred of Turks will find a Turk and, using the events of the 1910s as an excuse, will attack his throat.

Frankly, Armenian culture has become very intertwined with Turkish culture.
We are not bothered by the fact that Armenians seek their roots in modern-day Turkey.
Perhaps, if conditions change, the two communities might find the opportunity to coexist again.
Who knows?

— — — — — —

Osmanlı topraklarındaki Ermeni’lere noldu?

1) Doğu Anadolu bölgesindeki Ermeniler Rusların ilerlemesiyle birlikte ayaklandılar.

Rus ordusunda gönüllü asker oldular.

Çeteler oluşturdular, gerillacılık yaptılar ve eski komşularını katlettiler.

Ermenilerin yiğit ve güzel diyerek sundukları eli silahlı kadınlar ve erkeklerden oluşan sözde sivil çetecilerin resimleri bunların resimleridir.

Ve Rusların çekilmesiyle birlikte, günümüz Ermenistanına kaçtılar.
Bunlar Doğu Anadolu bölgesinde yaşayan Türklerin büyük bölümünü yok ettiler.
Türklerden boşalan yeri Kürtler doldurdu.
Evet, Ermenistan nüfusunun büyük bölümü Doğu Anadolu’dan kaçanlardan oluşmaktadır.

2) Van gölü etrafındaki Ermeniler isyan ettiler ve kanlı bir ayaklanma yaptılar.


Komşularını katlettiler.
Bunlar özellikle Van şehrinde tek Türk bırakmadılar.
Boşalan yeri güneyden gelen Kürt aşiretler doldurdu.
Ve Türk ordusunun ilerlemesi üzerine İran’a kaçtılar.
Ve onlar hala daha İran’da yaşamaktadırlar.

3) Klikya Ermenileri Fransızlara yardım ve yataklık ettiler.
Fransız ordusunda gönüllü birlikleri oluşturdular.
Çeteler oluşturarak gerillacılık yaptılar.
Bu bölgede sivil halkın şiddetli tepkisiyle ve gelişmekte olan Türk ilerleyişiyle Fransızlar çekildi. Bunlar işledikleri ağır suçlar ve yaptıkları ihanet nedeniyle Fransızlarla birlikte kaçtılar.
Bir bölümü Lübnan ve o zamanlar Fransızlarda kalan Mersin iline kaçtılar.
Bunlardan en meşhuru şu kötü şöhretli Musa dağı efsanesine kahramanlık ettiler.
Fransız savaş gemileri bunları kurtardı.

Image
Two female terrorists who ravaged the Muslim population of Maraş in 1895, within the Armenian regiments.
Today, their hatred remains the same, but their names are different.
— — — — — —

1895 yılında Maraş'ta Ermeni fedai alayları içinde Müslüman ahaliye kan kusturan iki kadın terörist.
Bugün ise kinleri aynı, isimleri farklı

Bunların çok önemli bir bölümü günümüzde Fransa’da yaşamaktadır.

4) Kapadokya ve İç Anadolu’nun doğu bölümlerindeki Ermeniler tehcir edildiler.
Bunların büyük bölümü salimen günümüz Suriye’sine ulaştılar.
Bunların bir bölümü hala daha Suriye’de yaşamaktadır.
Önemli bir bölümü Lübnan’a ve oradan da Fransa başta olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerine göç ettiler.

5) Ege bölgesindeki Ermeniler yerli Rumlarla birlikte Yunan işgalini büyük sevinç ve hasretle karşılamıştır.


Bunlar da bölge Yunan işgali altındayken işlenen savaş suçlarına dahil olmuştur.
Ve Rumlarla birlikte Yunanistana kaçmıştır.

6) Osmanlı Ermenilerinin önemli bir bölümü de gelişen çatışmalar ve gerilim sırasında İstanbul’a göç etmiştir.
Bunların önemli bir bölümü Cumhuriyet döneminde de İstanbul’da kalmaya devam etmiştir.

Son olarak Osmanlı’nın daha 1800’lerde netleşen gerilemesini en erken görenler Rumlar, Ermeniler ve Yahudiler olmuştur.
Bunlar Osmanlı’nın teslimiyet anlaşması olan Mondros Mütarekesinden çok daha önce Güney ve Kuzey Amerikaya göç etmiştir.
Bunların Kuzey Amerika’da ABD kurulurken ve iç savaş sırasında ve sonrasında pek çok toplumsal olayda izlerini görmek mümkündür.
Arjantin, Brezilya, Uruguay gibi güney Amerika ülkelerinde var olan Ermenilerin büyük bölümü bu bağlamdadır.

Doğrusu Osmanlı topraklarında eksilen Ermeniler kadar Yeni Dünya başta olmak üzere batıda birden hiçlikten ortaya çıkan Ermeni toplulukları birbirine hemen hemen denktir.

Ermeni toplumunun acıları ve ızdırapları elbette olmuştur.
Bu çok doğaldır.
Osmanlı Rumları da, Osmanlı’nın Müslümanları da büyük ızdıraplar yaşamıştır.
Sonuç olarak son derece geniş bir alanı kaplayan, çok uluslu, çok dinli bir imparatorluk son bulmuştur.
İmparatorluğun her yerinde çoğunlukta olanlar azınlıkta olanları katlederek kendilerine yer açmaya çabalamıştır.
Bu bağlamda Balkanlar, Teselya, Mora, Girit, ve terk edilen Levant bölgesi topraklarında yaşayan milyonlarca Türk de topluca katledilmiştir.
Hala daha Yunanistan (Batı Trakya), Makedonya, Bulgaristan, Bosna-Hersek, Suriye ve Irak’da kalan tarihin gördüğü en kapsamlı katliamlarından birisinin artığı Türk toplulukları Osmanlının mirasıdır.
Günümüzde anavatan kabul ettiğimiz topraklara ulaşabilen mülteci Türkler geldikleri yerlerde yaşayan nüfusun pek azıdır.
Bu noktada lütfen herkes kendi acısını kendisi yaşasın.
Kimse özür beklemesin, kimse geçmişin kurumuş boklarını ıslatıp durmasın.
Aksi halde nolur?
Barış, huzur ve refah olmaz.
Yeni savaşlar olur.
Geçmişte yaşanmış acı olaylar tekrar eder.
Bunu kimse unutmasın.

Bakın Ermeninstan nihayet masaya oturdular.
Bunun olumlu karşılığını mutlaka görecekler.
Eğer süreç devam ederse, bir gün Ermenistan’ın İsviçre, Lüksemburg gibi bir finans merkezi, ya da bir refah ülkesi olması ihtimali artık vardır.
Süreç duraklarsa ya da eski radikallikler tekrar gündeme gelirse, günümüz Ermenistanı bir gün mutlaka kendi içine çökerek yok olacaktır.

Diyaspora Ermenilerinin zaman içinden yaşadıkları ülkelerde assile olmaları kaçınılmazdır.
Ellerinde olan tek sermaye Türk düşmanlığından ibarettir.
Eğer onların aklına uyarsanız, 2856 yılında çok ama çok uzak bir galaksiye doğru ilerleyen bir uzay gemisinde, Ermenilikle bağı yalnızca Türk düşmanlığı olan bir Ermeni bir Türkü bulacak ve 1910’ların olaylarını bahane ederek onun boğazına saldıracaktır.

Doğrusu Ermeni kültürü Türk kültürü ile çok fazla kaynaşmıştır.
Ermenilerin köklerini günümüz Türkiye’sinde araması bizleri rahatsız etmez.
Belki şartlar değişirse iki toplum yine bir arada yaşama imkanı bulabilir.
Kim bilebilir?