- - - - - - -

Sanctions generally proposed by Greek strategists

First, all of the proposed sanctions require the active participation of the European Union. In the current global political climate, the EU neither possesses the will nor the capacity to actively impose sanctions on Türkiye. Furthermore, the EU and the US already have arms and technology embargoes in place against Türkiye. Given that there has been recent discussion—driven by global developments—about easing sanctions imposed by the EU, Canada, and, to some extent, the US, the expectation that new sanctions and embargoes should be introduced to serve Greece’s desires and needs is entirely unrealistic.

Second, we no longer live in a world where “gunboat diplomacy,” embargoes, and sanctions are effective.

We are now in an era defined by cruise missiles, ballistic missiles, hypersonic cruise missiles, and hypersonic glide vehicles—all capable of being launched from various platforms and over different ranges. At the same time, we are in an age of “smart” munitions—for land, sea, underwater, and air operations—that utilize artificial intelligence and are capable of executing swarm attacks. On the Ukraine-Russia front, we are witnessing daily waves of 200 to 300 drone strikes—not only along the border lines but reaching 1,500 to 2,000 kilometers deep into the territory of both nations.

The infrastructure of both countries is being simultaneously dismantled.

Ultimately, the conflict has evolved into a race between the warring parties to see who can produce a greater number of drones and smart munitions on a daily basis.

Turkey has invested heavily in all these areas.

Its arsenal of weaponry is expanding with each passing day.

It is abundantly clear that even a global power like the United States cannot deploy the fleets it built and equipped for oceanic operations into the Persian Gulf or the Red Sea.

One must also recognize that Iran has effectively neutralized military assets across the Persian Gulf, as well as deep within Saudi Arabia, Jordan, Iraq, Syria, and Israel.

Moreover, Iran achieved all of this without possessing a significant air force.

Quite frankly, the notion that Greece could completely close the Aegean Sea and its airspace to the Turkish Armed Forces is entirely unrealistic.

Furthermore, it is highly improbable that a hypothetical EU joint air and naval force—which does not yet even exist—could succeed where the United States has failed.

In the event of a conflict, the Aegean and the Eastern Mediterranean would effectively serve as a trap or a snare for Western militaries.

Hostile military bases and naval hubs located in the Aegean would be rendered inoperable from the very outset, even without the need for air strikes.

To understand how this might unfold, one need only look at the ongoing conflict involving Iran, Israel, and the United States.

- - - - - - -

Yunan stratejistlerin genel olarak önerdiği yaptırımlar

İlk olarak teklif edilen yaptırımların hepsi de, Avrupa Birliğinin aktif katılımını gerektiriyor.

Dünyanın şu anda içenden geçtiği politik iklimde AB'nin Türkiye'ye karşı aktif bir yaptırım uygulama iradesi de, imkanı da yoktur.

Ve zaten AB ve ABD Türkiye'ye silah ambargosu, teknoloji ambargosu uygulamaktadır.

Son yıllarda küresel gelişmeler nedeniyle AB, Kanada ve hatta kısmen ABD yaptırımlarının gevşetilmesi gündemdeyken, Yunanistanın arzu ve ihtiyaçları için yeni yaptırımlar ve ambargolar hiç de maklu bir beklenti değildir.

İkinci olarak dünya artık ganbot politikalarının, ambargo ve yaptırımları işe yaradığı bir dünya değildir.

Değişik menzillerde ve değişik platformlardan atılabilen, seyir füzeleri, balistik füzeler ile, hipersonik seyir füzeleri, hipersonik süzülme araçlarının çağındayız.

Aynı zamanda yapay zeka taşıyan, sürü saldırı, akıllı kara, deniz, denizaltı, hava mühimmatülarının çağındayız.

Ukrayna-Rusya cephesinde, yalnızca sınır hatlarında değil, her iki ülkenin de 1500-2000 kilometre derinliklerine doğru, günlük 200-300 dronluk saldırı hamlelerine şahit oluyoruz.

Her iki ülkenin de altyapısı, eş zamanlı olarak yok olmaktadır.

Nihayetinde iş savaşan taraflar için, günlük olarak daha fazla dron, akıllı mühimmat üretme kapasitesi savaşlarına dönmüşmüştür.

Türkiye bütün bunlara var gücüyle yatırım yapmıştır.

Silah envanteri her geçen gün büyümektedir.

Amerika gibi küresel bir gücün bile okyanuslar için inşaa ettiği ve donattığı filolarını İran körfezine, Kızıldenize sokamadığı çok açıktır.

İran'ın İran körfezinde, Suudi Arabistan, Ürdün, Irak, Suriye ve İsrail'nin derinliklerindeki bütün askeri varlığının imha edilmiş olduğunun farkında olmalısınız.

Üstelik İran bütün bunları belirgin bir hava kuvvetleri olmadan başardı.

Açıkçası, Yunanistan'ın Ege denizi ve havasahasını Türk Silahlı Kuvvetlerine tamamen kapatma düşüncesi hiç de gerçekçi değildir.

Kaldı ki, ABD'nin yapamadığını, henüz ortada olmayan AB ittifak hava ve deniz kuvvetlerinin yapabilmesi de olası değildir.

Olası bir savaşta, Ege ve Doğu Akdeniz kesinlikle batılı ordular için bir tür kapan, ya da tuzak görevi görecektir.

Egede bulunan hasım askeri üsler, donanma merkezleri hava kuvvetlerine gerek olmadan ilk anda kullanılmaz hale gelecektir.

Bunun nasıl olacağını anlamanız için İran-İsrail-ABD çatışmasına bakmanız yeterlidir.


- - - - - - - -