ERIVAN IMMIGRANTS

Statistics from the 1908 census in the Russian Empire show that 95,915 people lived in 243 villages in Iğdır (Sürmeli Sanjak). Of this population, 28,839 were Armenian, while the Turkish population was around 70,000.

Tsarist Russia, after the 1917 Bolshevik Revolution, left its weapons to the Armenians and withdrew from Iğdır after an 89-year occupation, taking all its soldiers, officials, and their families with it. Iğdır suffered the mercy and cruelty of Armenian forces and Taşnak gangs during the years of political uncertainty between 1917-1920.

The province of Iğdır was not included in the National Pact. With the Armistice of Mondros in 1918, Ottoman forces withdrew from the region. Between 1918 and 1920, in Iğdır, local Armenians, Yazidi Kurds, Armenian armed forces, and Dashnak gangs, along with the participation of local people (Gatağan Armenians) who had fled to Armenia after being defeated by the Ottoman Empire, perpetrated one of the largest and most brutal massacres in human history against the Turkish and Muslim Kurdish population in a small area.

Those who survived migrated to Iran and Ottoman territories. Some retreated to Mount Ararat and the countryside. Iğdır is one of our provinces with the poorest forests. The city center of Iğdır and the villages in the plains bordering Armenia suffered particularly heavy losses.

The province of Iğdır was liberated from Armenian occupation on November 14, 1920. As the Armenians retreated, they burned, destroyed, and plundered everything. The local Armenians and Yazidis of Iğdır migrated to Armenia. Those of the local Turkish and Muslim population who had fled in droves began to return. An amnesty was granted for Armenians to return; however, fearing retribution for their actions, they did not return.

With those who returned to Iğdır and those who came from surrounding provinces and districts, the city began to be rebuilt and transformed into a homeland. In addition to those who came from Southern Azerbaijan and settled in Iğdır, migrants from Yerevan, fleeing Armenian oppression and massacres, also began to settle, leaving their possessions behind to save their lives. For them, the greatest danger was the treacherous Armenian bullets behind them and the impassable, turbulent, and cold Aras River before them. Thousands of Turks and Muslims, mostly innocent children, women, the elderly, and the sick, lost their lives swept away by the turbulent waters of the Aras River. Many did not reach Iğdır on this arduous journey. Today, our brothers and sisters who migrated from Yerevan live in Iğdır city center and many villages in the plains. These arrivals continued after 1920, during the Soviet Union period. The village of Taşburun was founded during the Soviet Union period by people from 17 villages who came from Yerevan. This village houses the memorial tomb of the Azerbaijani hero, Ismail Çimen.

In 1927, the population of Iğdır province, including the Tuzluca district, was 36,000, with Iğdır city center having a population of 3,716. Of this population, 353 men and 17 women were literate. The literacy rate in Iğdır was 1.47%, a very low figure.

The Erivan Khanate was one of the most strategic and powerful of the Azerbaijani khanates, highly advanced in agriculture, animal husbandry, and trade. Following 90 years of Russian occupation, Armenia was established in 1918 on the lands of the ancient Turkic homeland of the Erivan Khanate.

Thousands of Turkic and Muslim people fleeing Armenian and Dashnak oppression were forced to go to Turkey, Azerbaijan, and Iran. Some of these Erivan migrants also came to Iğdır. These people had a high level of education and were quite skilled in agriculture, trade, and animal husbandry.

Some of the Yerevan immigrants who came to Iğdır migrated west to Kars province. Those who remained made significant contributions to Iğdır’s political structure, education, trade, and animal husbandry. They established many vineyards and orchards, cultivating high-quality fruits, and achieved success in trade in the city center. They influenced political life, introducing the expression "that horse, this horse" into our language.

Although Yerevan immigrants contributed to Iğdır in many areas and added value, the pain of losing loved ones and the longing for their homeland never ceased. Their eyes remained fixed on that horse for their lost relatives, their hearts wounded, and tears never ceased.

Today, the concept of homeland, longing for homeland, exile, and separation hold a very important place for the people of Iğdır. The people of Iğdır; those who rose from the ashes, those who experienced the deepest pain; They are a border nation living in a land of noble, honorable, and patriotic people who, united by pain, loss, and longing, made Iğdır their homeland, stretching from the Balkans to Iran, from Nakhchivan to the Caucasus, from Akhiska to Yerevan.

May Almighty God never let this nation experience those painful days again. May the souls of all our martyrs rest in peace, and may their places be in paradise.

Rufat Gürel
Historian – Writer

— — — — —

İREVAN GÖÇMENLERİ

Rus Çarlığı’nda 1908 sayımını gösteren istatistiklerden, Iğdır (Sürmeli Sancağı)’nın 243 köyünde 95.915 kişinin yaşadığı anlaşılmaktadır. Bu nüfusun 28.839’u Ermeni olup, Türk nüfusu ise 70.000 civarındaydı.

Çarlık Rusya, 1917 Bolşevik İhtilali ile ellerindeki silahları Ermenilere bırakıp bölgedeki tüm asker, memur ve ailelerini alarak 89 yıl süren işgalin ardından Iğdır’dan çekildi. Iğdır, siyasi belirsizliklerin yaşandığı 1917-1920 yılları arasında Ermeni güçleri ve Taşnak çetelerinin insaf ve zulmüne uğradı.

Iğdır ili Misak-ı Millî’ye dahil edilmedi. 1918 Mondros Ateşkes Antlaşması’yla Osmanlı kuvvetleri bölgeden çekildi. 1918-1920 yıllarında Iğdır’da yerli Ermeni, Ezidi Kürtleri, ve Ermeni silahlı güçleri ile Taşnak çeteleri, Osmanlı Devleti’ne yenilip Iğdır’a gelip Ermenistan’a geçen yöre insanının (Gatağan Ermenileri) da katılımıyla, dar bir havzada insanlık tarihinin en büyük ve en vahşi katliamlarını Türk ve Müslüman Kürt ahaliye uyguladılar.

Yöre halkından kurtulanlar İran’a ve Osmanlı topraklarına göç ettiler. Bir kısmı Ağrı Dağı’na ve kırlara çekildi. Iğdır, orman bakımından en yoksul illerimizdendir. Özellikle Iğdır merkez ve Ermenistan’a sınır ova köyleri çok büyük kayıplar verdi.

Iğdır ili, 14 Kasım 1920 tarihinde Ermeni işgalinden kurtuldu. Ermeniler çekilirken her tarafı yakıp yıkıp talan etmişlerdi. Iğdır’ın yerli Ermeni ve Ezidileri Ermenistan’a göç ettiler. “Kaç ha kaç” ile göç eden yerli Türk ve Müslüman ahaliden hayatta olanlar geri dönmeye başladı. Ermenilere dönmeleri için af çıktı; ancak yaptıklarından dolayı intikam alınacağı korkusuyla dönmediler.

Iğdır’a dönenler ve çevre il ve ilçelerden gelenlerle birlikte şehir yeniden imar edilip vatan yapılmaya başlandı. Iğdır’a Güney Azerbaycan’dan gelip yerleşenler olduğu gibi, Ermeni zulüm ve katliamlarından kaçarak malını mülkünü geride bırakıp canını kurtarmak için gelen İrevan göçmenleri de yerleşmeye başladı. Bunlar için en büyük tehlike, arkalarında hain Ermeni kurşunları, önlerinde ise geçit vermeyen coşkun ve soğuk Aras Nehri idi. Binlerce Türk ve Müslüman; çoğu masum çocuk, kadın, yaşlı ve hasta, Aras Nehri’nin coşkun sularına kapılarak hayatını kaybetti. Çıktıkları bu zorlu yolculukta Iğdır’a ulaşamayan çok sayıda insan oldu.

Bugün Iğdır merkez ve birçok ova köyünde İrevan göçmeni kardeşlerimiz yaşamaktadır. Bu gelişler 1920 yılından sonra da Sovyetler Birliği döneminde devam etti. Taşburun köyü, İrevan’dan gelen 17 köyün insanı tarafından Sovyetler Birliği döneminde kurulmuştur. Bu köyde Azerbaycanlı kahraman Kerbelayı İsmail Çimen’in anıt mezarı bulunmaktadır.

Iğdır ilinin Tuzluca ilçesiyle birlikte 1927 nüfusu 36 bin olup, Iğdır merkez nüfusu 3.716 kişiydi. Bu nüfus içinde 353 erkek ve 17 kadın okuma yazma biliyordu. Iğdır’da okuryazarlık oranı %1,47 olup oldukça düşüktü.

İrevan Hanlığı, Azerbaycan hanlıkları içinde en stratejik ve en güçlü olanlardan biri olup tarım, hayvancılık ve ticarette oldukça ileri bir durumdaydı. Kadim Türk yurdu olan İrevan Hanlığı toprakları üzerinde, 90 yıl süren Rus işgalinin ardından 1918 yılında Ermenistan kuruldu.

Ermeni ve Taşnak zulmünden kaçan binlerce Türk ve Müslüman ahali Türkiye, Azerbaycan ve İran’a gitmek zorunda kaldı. Bu İrevan göçmenlerinden bir kısmı da Iğdır’a geldi. Bu insanların eğitim düzeyi yüksek olup tarım, ticaret ve hayvancılık alanlarında oldukça mahirdiler.

Iğdır’a gelen İrevan göçmenlerinin bir kısmı batıya, Kars iline göç etti. Kalanlar ise Iğdır’ın siyasi yapısında, eğitiminde, ticaretinde ve hayvancılığında önemli katkılar sundular. Birçok bağ ve bahçe kurarak kaliteli meyveler yetiştirdiler, şehir merkezinde ticarette başarı sağladılar. Siyasi hayata etki ederek “o taylı, bu taylı” söylemini dilimize kazandırdılar.

Her ne kadar İrevan göçmenleri birçok alanda Iğdır’a katkı sunup değer katsalar da geride bıraktıkları yakınlarının acısı ve vatan hasreti hiç dinmedi. Gözleri kayıp yakınları için o tayda kalırken, yürekleri yaralı, gözlerinde yaş eksik olmadı.

Bugün Iğdır insanı için vatan kavramı, vatan hasreti, gurbet ve ayrılık çok önemli bir yere sahiptir. Iğdır insanı; küllerinden doğan, acının en derinini yaşayan; Balkanlardan İran’a, Nahçıvan’dan Kafkasya’ya, Ahıska’dan İrevan’a uzanan acı, kayıp ve hasretle bir araya gelip Iğdır’ı vatan yapan asil, soylu ve vatansever insanların diyarında yaşayan bir serhat halkıdır.

Yüce Allah bu millete bir daha o acı günleri yaşatmasın. Tüm şehitlerimizin ruhu şad, mekânları cennet olsun.

Rufat Gürel
Tarihçi - Yazar





world map hits counter
map counter--
flag counter
flag counter--
visitors by country counter
flag counter--

Bachelorarbeit schreiben lassen --