{{BAS}}EVET EVRİM TEORİSİ TEMELLERİ İTİBARİYLE TARTIŞMALI BİR KONU
DEĞİLDİR.
TARTIŞILANLAR AYRINTILARDIR.
YARADILIŞ TEORİSİ DENİLEN ŞEY, TEORİ TANIMINA UYMAZ.
ÇÜNKÜ BİR SÜRÜ KEZ YANLIŞLANMIŞTIR.
ASLINDA BİR TEORİ OLMAKTAN ÇOK BİR DİN MİTOLOJİSİDİR.
TIPKI ESKİ YUNAN MİTOLOJİLERİ GİBİ.
Türkiye
Bilimler Akademisi Derneği, bir yasayla bir günde
özerkliği ve saygınlığı elinden alınan Türkiye
Bilimler Akademisi TÜBA’nın eski saygın üyelerinin bir
araya gelip kurduğu bir dernek, her bakımdan devlet
dışı, dolayısıyla ‘sivil’
bir bilim örgütü.
İşte o
dernek, 16 Temmuz günü bence çok önemli bir bildiri
yayınladı.
Bildiri şöyle:
“Türkiye
Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK),
yurt içi ve yurt dışı önde gelen üniversitelere mensup
bir grup bilim insanının katılımıyla düzenlenmek
istenen ‘Matematiksel Evrim Lisansüstü
Yaz Okulu’ proje başvurusunu
desteklemeyi 13 Haziran 2013 gerekçeli kararıyla
reddetmiştir.
TÜBİTAK
Bilim İnsanı Destekleme Dairesince başvuru sahiplerine
iletilen Panel Raporunda bu olumsuz değerlendirme
biyolojik evrim konusunun ‘ülkemizde olduğu kadar tüm
dünyada tartışmalı’ ve üzerinde henüz
uzlaşılmayan bir konu olduğu, önerilen etkinliğin ‘bilimsel içerikten çok eğitim
ve/veya siyasal, kültürel sosyal boyutlarının
dikkat çektiği’ gibi gerekçelere
dayandırılmıştır.
Bilim
eğitiminin iyi yapıldığı yerlerde evrim konusu
okullarda öğretilir.
Okullarda okutuluyor olması evrim teorisinin ‘yenilik boyutunun
yetersiz’ olduğu sonucunu getirmez.
Bilimin bütün alanları gibi evrim alanında da
bilinmeyen konular henüz anlaşılmamış problemler
üzerinde güncel araştırmalar sürmektedir.
Gerçek şu
ki uluslararası bilim camiasında evrim tartışmalı bir
konu değildir.
Modern
biyoloji bilimi, matematiğin dilini konuşmaktadır.
Biyoloji bilim dallarının birleştirici kavramı olan
evrim de giderek daha yoğun matematiksel ve
hesaplamalı yöntemlere başvurmaktadır.
Matematiksel Evrim, dünya çapında güncel ve heyecan
verici bir araştırma alanıdır.
Hakemlik sürecinin bu durumun farkında dahi olmadığı
anlaşılan panelistlere teslim edilmesi ve sonrasında
başvurunun tekrar gözden geçirilmesini talep eden
bilim insanlarına değerlendirmenin nesnel yapılıp
kararın sabit olduğunun bildirilmesi, TÜBİTAK hakemlik
sürecinin ciddiyet ve güvenilirliği üzerine ciddi
kaygılara yol açmaktadır.
Evrim
konusunda kamuoyuna bilim dışı çevrelerce sürekli
yayılan evrim teorisinin tartışmalı bir konu olduğu,
yaratılışçılık akımının da ayni ölçüde bilimsel olduğu
gibi iddiaların TÜBİTAK gibi bilimi anlaması ve
bilimsel projeleri doğru kriterlerle değerlendirmesi
gereken bir kamu kurumu tarafından bu kez açıkça
benimsenmesi karşısında bilimle ilgili bazı en temel
noktalara dikkat çekmek gerekmektedir.
Evrimi
reddeden yaratılışçılılık akımının uluslararası
ortamda ve Türkiye’deki sözcülerinin arasında bilimsel
uzmanlığı olmayan siyasetçiler ve dini liderlerin yanı
sıra akademik ünvanları ve üniversitelerde görevleri
olan kişilerin de bulunması öne sürdükleri savların
evrim teorisi ile ayni ölçüde geçerli olduğu ve
konunun tartışmalı olduğu sonucunu vermez.
Bilimde
doğru ve yanlışın tek kıstası doğanın kendisidir.
Dünya bilgisi ancak doğayı gözleyerek ve deneyler
yaparak, bu gözlem ve deneylerin birbirinden bağımsız
bilim insanları tarafından defalarca tekrarlanması ile
elde edilir.
Bilimsel anlamıyla bir ‘teori’ demek, birçok
kez deney ve gözlemle sınanmış ve yanlışlanmamış
sonuçları kapsayan, ileriye dönük yeni öngörüler
üretebilen ve bu öngörüleri de şimdiye dek
yanlışlanmamış olan bir sistemli bilgi kümesi
demektir.
Bilim insanları arasında kimin öngörüleri deney ve
gözlemle doğrulanıyorsa onun sonuçlarına itibar
edilir.
Evrimin geçerli bir bilimsel teori olduğu da dünyanın
tüm bağımsız akademileri, bu teori çerçevesinde
yaptıkları buluşlarla Nobel ödülü almış olanlar dahil
başarılı bilim insanları tarafından belirtiliyor.
Bir teori ünvan ve otorite sahipleri söylediği için
başarılı olmaz.
Teori başarılı olduğu için o teoriyi geliştiren ve
ondan yararlanarak buluş yapan bilim insanları da
bilimde başarı kazanmış olurlar.
Bilimsel
teorilerin tümü gibi evrim teorisi de verimli yeni
bilgi üretir.
Evrim teorisi günümüz biyolojisinin ve
biyoteknolojisinin bağlayıcı temelini oluşturur,
genetik hastalıkların tedavisinden, tarımdaki
yeniliklere, yeni ilaç tasarımına, mikroorganizma
popülasyonlarının kontrolüne, ekolojik dengelerin
anlaşılmasına uzanan yararlı uygulamalara kaynak
olmuştur.
Bütün bunların Türkiye’de geçerli olmayacağını
sanarak, bilimdeki gelişmeleri görmezden gelerek
teknolojide ve eğitimde başarılı olabilmek de pek
olanaklı değildir.
Bilimin
ürettiği sonuçlar günlük algımızın sınırlarından
uzaklaştıkça anlaşılmaları, kabul görmeleri zorlaşır.
Tıpkı beş- altı yüz yıl önce Kopernik, Galileo, Kepler
ve Newton’un dünyanın dönmesini, gezegenlerin
gökcisimlerinin hareketini anlatan yeni fizik
teorilerinin kamuoyunda kabul edilmesindeki güçlükler
gibi, günümüzde de insanların evrim teorisinin ne
dediğini ve hangi gözlem ve deneylerle doğrulandığını
anlamaları zor olabilir.
Ancak
bilime ve bilgi üretmeye değer veren toplumlarda
bilimsel araştırma ve eğitim kurumlarının doğru ve
dikkatli bilimsel değerlendirmelerle hareket etmeleri
beklenir.
Destek programlarıyla Türkiye’de bilimin önünü açması
beklenen TÜBİTAK’ın bilimdışı ve ideolojik önyargıları
yansıtan gerekçelerle verdiği bu karar, yurt içinde
olduğu kadar uluslararası arenada da Türk bilimine
gölge düşürecek ve Türk bilim camiasının itibarını
zedeleyecek niteliktedir.
Daha da önemlisi bilimi anlayıp değerlendiremeyen bir
toplumun bir bilgi toplumu olarak gelişmesini
sürdürebilmesi zordur.
TÜBİTAK
Başkanlığını ve Bilim Kurulunu evrim teorisinin
tartışmalı olduğu iddialarına açıklık getirmeye, söz
konusu panel raporunu ve TÜBİTAK değerlendirme
panellerinin oluşumundaki uzmanlık kriterlerini ve
çalışma usullerini gözden geçirmeğe davet ediyoruz.”