2026-06-29 10:09
Türkiye ve dünyadaki
gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni
Akit’i ekleyin.
CHP zulmüne maruz kalan ve 1925 yılında idam edilen İslâm alimi Şeyh Said şehadetinin 101. yıldönümünde rahmet ve dualarla yâd ediliyor. İslâm’ı kendisine rehber edinerek, zulümlere boyun eğmeyen Şeyh Said, son devrin önde gelen din mazlumlarından biri oldu. Bölgesinin önemli İslam alimlerinden olan Şeyh Said 29 Haziran 1925’te idam edilmişti.
CHP’nin tek parti zulmüne maruz kalan ve 1925 yılında idam edilen İslâm alimi Şeyh Said şehadetinin 101. yıldönümünde rahmet ve dualarla. İslâm’ı kendisine rehber edinerek zulümlere boyun eğmeyen Şeyh Said son devrin önde gelen din mazlumlarından biri oldu. Bölgesinin önemli İslam alimlerinden olan Şeyh Said, 29 Haziran 1925’te idam edilmişti. İnandığı gibi yaşayan ve bu uğurda mücadele eden Şeyh Said’in maruz kaldığı üzücü muamele halen yüreklerin sızlamasına vesile oluyor.
https:// www.yeniakit.com.tr/haber/islam-alimi-seyh-said- dualarla-aniliyor-2009964.html
Bölgeyi (Palu, Çapakçur, Genc, Piran, Hani, Lice, Ergani, Eğil, Silvan) kuşatan süngülü Türk askerleri (30 Mart 1925 tarihli Cumhuriyet gazetesi) |
İsyancıların yayımladığı bildiriler ve propaganda metinlerinde öne çıkan gerekçeler şunlardır:
Halifeliğin kaldırılması (3 Mart 1924)
Şeriatın yeniden uygulanması
Tekke ve zaviyelerin kapatılmasına tepki
Cumhuriyet yönetiminin "dinsizleştiği" iddiası
Dini liderlerin etkisinin azalması
Şeyh Said’in halka yaptığı çağrılarda en sık kullanılan kavramlar:
Din
Şeriat
Halifelik
İslam’ın korunması
Dolayısıyla görünürdeki temel söylem diniydi.
Bugün tarihçiler tek bir nedenden söz etmez.
Çoğu araştırmacıya göre isyanın arkasında dört temel unsur birlikte bulunuyordu.
Cumhuriyet’in laikleşme adımlarına tepki.
Özellikle
Halifeliğin kaldırılması
Medreselerin kapatılması
Şer’i mahkemelerin kaldırılması
Nakşibendi çevrelerinde ciddi rahatsızlık oluşturmuştu.
İsyanın önemli liderlerinin bir kısmı aynı zamanda
Azadî Cemiyeti
üyesiydi.
Azadî'nin amacı;
bağımsız
ya da özerk
bir Kürdistan oluşturmaktı.
Birçok akademisyen (örneğin Robert Olson) isyanın yalnızca dini değil aynı zamanda milliyetçi karakter taşıdığını belirtir.
Cumhuriyet;
merkezi devlet
vergi sistemi
askerlik
yeni hukuk
getiriyordu.
Bu durum özellikle doğudaki aşiret liderlerinin gücünü azaltıyordu.
Dolayısıyla isyan aynı zamanda eski yerel düzeni koruma girişimiydi.
Bu konu en tartışmalı konudur.
Türkiye uzun yıllar İngiltere’nin Musul nedeniyle isyanı desteklediğini ileri sürmüştür.
Fakat bugün:
İngiliz arşivlerinde
İngiltere’nin isyanı doğrudan organize ettiğini gösteren kesin belge bulunmamıştır.
Buna karşılık;
İngilizlerin isyanı dikkatle takip ettiği,
Musul görüşmelerinde Türkiye’nin zayıflamasından yararlandığı açıktır.
Bu nedenle akademik görüş:
İngiltere isyandan faydalanmıştır; fakat isyanı bizzat başlattığı kesin olarak kanıtlanamamıştır.
şeklindedir.
13 Şubat 1925
Piran (bugünkü Dicle ilçesi)
Jandarma firari askerleri yakalamaya gelir.
Çatışma çıkar.
Jandarmalar öldürülür.
Firariler kurtarılır.
Bu olay isyanın başlangıcı kabul edilir.
Ardından:
Piran
Genç
Hani
Eğil
çok kısa sürede isyancıların eline geçer.
İsyancılar hızla büyüdü.
Yaklaşık:
15–20 bin silahlı adam
toplandı.
Mart ayında
Elazığ ele geçirildi.
Daha sonra
Diyarbakır kuşatıldı.
Fakat şehir düşmedi.
Diyarbakır savunması isyanın kırılma noktası oldu.
Tam ve kesin isim listesi bulunmamaktadır.
Çünkü birçok köy baskını kayıt altına alınamamıştır.
Ancak resmî raporlarda ve TBMM belgelerinde geçen önemli olaylar şunlardır.
|
Tarih |
Yer |
Olay |
|---|---|---|
|
13 Şubat 1925 |
Piran |
Jandarma müfrezesi saldırıya uğradı. İlk şehitler verildi. |
|
15-20 Şubat |
Genç çevresi |
Jandarma karakolları basıldı. |
|
Şubat sonu |
Hani |
Memurlar öldürüldü. |
|
Şubat sonu |
Lice çevresi |
Hükümet görevlileri öldürüldü. |
|
Mart 1925 |
Palu |
Devlet görevlileri infaz edildi. |
|
Mart 1925 |
Elazığ |
Asker ve siviller öldürüldü. |
|
Mart 1925 |
Çeşitli köyler |
İsyana katılmayan köylüler öldürüldü. |
Resmî kaynaklara göre:
Jandarmalar
Askerler
Kaymakamlar
Nahiye müdürleri
Öğretmenler
Vergi memurları
İsyana katılmayan aşiret mensupları
Bazı siviller
öldürüldü.
Özellikle
Cumhuriyet yanlısı Kürt aşiretleri de hedef alındı.
Farklı kaynaklara göre:
Devlet kuvvetleri:
yaklaşık
2.000 civarında
kayıp vermiştir.
İsyancılar:
7–15 bin arasında
ölü vermiştir.
Siviller konusunda kesin rakam yoktur.
Kesin silah yardımı kanıtlanamamıştır.
İngiliz belgelerinde:
isyanın takip edildiği,
fakat doğrudan destek verilmediği görülmektedir.
İsyan sırasında
Musul meselesi
tam görüşülüyordu.
Türkiye’nin doğuya asker kaydırması
Musul üzerindeki pazarlık gücünü azaltmıştır.
Bu nedenle İngiltere dolaylı olarak kazanç sağlamıştır.
Türkiye’yi desteklemiştir.
Ankara’nın istikrarını istemiştir.
Bazı isyancıların
İran sınırına kaçmasına rağmen
devlet düzeyinde destek yoktur.
Fransız mandası altındaydı.
Bazı kaçak geçişler olmuştur.
Ancak devlet desteği ispatlanmamıştır.
İsmet Paşa hükümeti düştü.
Yerine
Fethi Okyar yerine tekrar
İsmet İnönü
başbakan oldu.
Ardından:
4 Mart 1925
çıkarıldı.
Hükümete olağanüstü yetkiler verildi.
Yeniden kuruldu.
İsyancılar hızlı biçimde yargılandı.
Doğu Anadolu’nun büyük kısmında ilan edildi.
Yaklaşık
50 bin kişilik
ordu bölgeye sevk edildi.
Kullanılan yöntemler:
topçu
makineli tüfek
süvari
kuşatma
ikmal yollarının kesilmesi
Nisan ayında
isyancı birlikleri parçalanmaya başladı.
Şeyh Said
15 Nisan 1925
Varto yakınlarında
teslim alınmıştır.
Diyarbakır İstiklal Mahkemesi
yaklaşık iki ay sürdü.
29 Haziran 1925
Şeyh Said ve
47 kişi
idam edildi.
Cumhuriyet tarihi açısından oldukça önemli sonuçlar doğurdu.
Takrir- i Sükûn yürürlüğe girdi.
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kapatıldı.
Devlet merkeziyetçi politikaları hızlandırdı.
Doğu Anadolu’da askerî denetim arttı.
Şark Islahat Planı hazırlandı.
Laiklik uygulamaları daha sert biçimde sürdürüldü.
Modern tarih yazımındaki genel eğilim, Şeyh Said İsyanı’nı tek bir nedenle açıklamanın yetersiz olduğu yönündedir. Çalışmaların büyük bölümü şu ortak noktada buluşur:
İsyanın meşruiyet söylemi büyük ölçüde dinî temelliydi (şeriat ve halifeliğin geri getirilmesi).
Örgütleyici kadroların bir bölümünde Kürt milliyetçiliği ve özellikle Azadî Cemiyeti ile bağlantılar önemli rol oynadı.
Cumhuriyet’in merkezîleşme politikaları ve aşiret düzeninin çözülmesi, yerel güç odaklarının direncini artırdı.
Musul sorunu nedeniyle Birleşik Krallık’ın isyandan diplomatik olarak yararlandığı genel kabul görse de, isyanı doğrudan planlayıp yönettiğini kanıtlayan kesin arşiv belgesi bulunmamaktadır.
Robert Olson, The Emergence of Kurdish Nationalism and the Sheikh Said Rebellion, 1880–1925 (University of Texas Press, 1989).
David McDowall, A Modern History of the Kurds.
Erik Jan Zürcher, Turkey: A Modern History.
Mete Tunçay, Türkiye Cumhuriyeti’nde Tek Parti Yönetimi’nin Kurulması.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Cerideleri (1925 oturumları).
Cumhuriyet Arşivi, Şeyh Said İsyanı’na ilişkin Bakanlar Kurulu ve Dahiliye belgeleri.
The National Archives, FO 371 (1925) Musul ve Türkiye dosyaları.
Genelkurmay ATASE Arşivi, 1925 Doğu Harekâtı raporları.
Not: İsyan sırasında öldürülen kişilerin isim isim, tarih ve yer bilgilerini içeren tam bir liste mevcut değildir. Mevcut resmî raporlar, TBMM tutanakları ve askerî kayıtlar parçalıdır. Bu belgelerden derlenebilen bilgiler olay bazındadır; tüm kurbanları kapsayan eksiksiz bir döküm günümüze ulaşmamıştır.
8 Mayıs 2013
Şeyh Sait olayını incelemeden önce isyanın perde arkasına yani Azadi teşkilatına bakmak gerek.
Fehmi Bilal gibi ateistlerden[1] oluşan Azadi teşkilatı kurulduğu andan itibaren Ankara Hükümetinin dikkatini çekmişti çünkü Hamidiye ağalarından ve bazı Osmanlı subaylarından bir kısmı bu teşkilatın içindeydi. Azadi teşkilatının üç amacı vardı:
zzzKürtleri Türk Yönetiminden Kurtarmak
zzzKürtlere kendi ülkelerini kurma fırsatı vermek
zzzKürtler tek başına ayakta duramayacaklarına göre, İngilizlerin desteğini kazanmak.
Bu amaçları gerçekleştirmek için ilk eylem olarak 1924’de Beytüşşebap Garnizonu’nu bazı Azadi teşkilatı mensubu Kürt subayların yardımıyla ele geçirmeye çalışacaklardı ama başarılı olamadılar. Çünkü:
Garnizon komutanı plandan önceden haberdar olarak elebaşları tutukladı ve ayaklanmayı bastırdı.
Yerel Kürt liderler ayaklanmaya Azadi’nin beklediği desteği vermedi. [2]
Amaçlarına ulaşamayan Azadi teşkilatı mensupları önce Irak’a geçip oradan da İngiltere devletiyle irtibat kurdular. İngilizler örgüte umdukları desteği vermemelerine rağmen savaş zamanında bu teşkilatın Türkiye’ye karşı kullanabilecekleri bir koz olduğunu fark etmişlerdi.[3]
Daha sonra Azadi teşkilatı tarafından düzenlenen kongreye katılan Şeyh Sait, Türk Devleti’ne karşı Ruslarla işbirliği yaparak çıkarılacak bir isyana ilk önceleri sıcak bakmayan Hamidiye Komutanlarını dini gerekçeler göstererek ikna etmiş[4], böylece isyanın alt yapısı 1924 yılında oluşturulmuştur.
Nakşibendi şeyhi Şeyh Sait’in 1925 yılında başlattığı isyan önce 7000 daha sonrada 30.000 kişiye ulaşmış bir hareketti.[5] İsyanın amacı Sultan Abdülhamid’in oğlu Mehmet Selim Efendi’yi başa geçirmek, böylece saltanat ve hilafeti tekrar geri getirmekti.[6]
İsyan çıktığında son padişah Vahideddin, bir Fransız gazetesine verdiği beyanatta isyancılara başarılar diliyordu.[7]
“Aşiret bireylerinin reislerine karşı olan bağlılıkları cehaletlerinden ve reislerinin zalimane muamelesiyle talan edilecek şeylerden istifade fikirlerden ileri gelmektedir. Hükümetin kudret ve nüfuzu azaldıkça, aşiret reislerinin nüfuzu artar. Her aşiret reisi müstebit bir hükümdar gibi, bu nüfuzun ihlal edilmemesi için elinden gelen her şeyi yapar. Hükümet memurlarının münferit kişilerin dinlenmemesi ve kişilerin her türlü işlerini reisleri vasıtasıyla halletmeleri, reislerin nüfuzunu güçlendirir…”[8]
Şubat 1925’te başlayan isyan üç aya yakın sürdü ve her iki tarafında çok sayıda kayıp vermesiyle sonuçlandı. İsyan sürecinde Şeyh Sait beklediği desteği göremediği gibi bir çok aşiret ve dini lider de kendisine karşı çıkmıştı. Hatta ilk başka isyana destek verip daha sonra pişman olanlar da vardı. Diyarbakırlı bir köylü bu konuyla ilgili şunları söylüyordu:
“Şeyh Sait isyanı başladığı zaman aşiretler köyümüze yaklaşınca köy dışından onları karşılamaya gittik ve bugünleri gösterdiği için Allah’a şükrettik. Onları köyümüze getirdik ve köyde herkes gücü kadar koyun kesti, gelenler buna razı olmayıp ‘bizim istediğimiz kadar keseceksiniz’ dediler… O gece zulümleri arttı. Bizi dövmeye başladılar. Az kaldı namusa tecavüz edeceklerdi. Sonra sabah Türk askerlerine yardım ettik ve o günden sonra birbirimize yemin ettik ki biz buna razı olamayız.”[9]
İsyan sırasında bir çok aşiret Şeyh Sait’e karşı mücadele etmiş ve Ankara hükumetine bağlılıklarını bildirmiştir.[10] Bölgede yaşayan 715 aşiretten sadece 50 tanesi Şeyh Sait’e destek vermiştir.[11]
Şeyh Sait mahkemede idamdan kurtulmak için isyanın organize bir olay olmadığını ve bir anda gerçekleştiğini söyledi. Amaçlarının ayrı bir devlet kurmak olmadığını, dini gerekçelerle bu olaya kalkıştıklarını ifade etti. Bütün bunlar Şeyh Sait’in idamdan kurtulmak için yaptığı manevralardı.
Prof. Dr. Ergün Aybars konuyla ilgili olarak şunları yazıyor:
“Ayaklanmanın Şeyh Sait’in dediği gibi, yalnız din ve şeriat gerekçelerinin uygulanmasının sağlanması için çıkmadığı; başlangıç ve gelişmesi sırasında verdiği emirler ve görevlerden, esir aldıkları asker ve subaylara ‘düşman askeri’, ayaklanmaya katılmayan Kürt aşiretlerine de ‘melun’ veya ‘Türk’ denmesi, Üçüncü Ordu Komutanlığı’nın eline geçen Şeyh Sait’e ait belgelerin üzerinde ‘Kürdistan Harbiye Nezareti, Kürdistan Reisi’ veya ‘Hükümeti’ başlıklarının kullanılmış olması, olayın basit bir amaca yönelik değil, geniş ve yaygınlığını gösteriyordu.”[12]
Şeyh Sait isyanındaki İngiliz parmağı, öteden beri konuşulan ve tartışılan bir konudur. Bu konuda somut bir delil olmamasına rağmen bir kısım olaylar ve belgeler İngilizlerin isyanı takip ettikleri ve bu isyanla şu veya bu şekilde yakından ilgilendiklerini ortaya koyması açısından üzerinde durulmaya değer bir konudur.
Özellikle Musul’un kaybedilmesiyle sonuçlanan Şeyh Sait olayındaki bir kısım gelişmeler tesadüf sınırlarının çok ötesindedir. Örneğin isyanın ilk günlerinde İngiliz silah fabrikasından Şeyh Sait’e gönderilen silah katalogları her ne kadar Mete Tunçay tarafından “bu silah fabrikası İngiliz hükümetinin onayıyla hareket etmemektedir[13]” diye yorumlansa da, Uğur Mumcu bu kanaatte değildir. Mumcu’ya göre o dönemde silah şirketlerinin hükümetten bağımsız davranması mümkün değildir.[14]
İsyan sırasında Bağdat’taki Fransız Yüksel Komiserliği’nin Paris’e gönderdiği raporda ise şöyle yazmaktadır:
“Şeyh Sait’in, 1918 yılından beri amacı İngiliz mandası altında bir Kürt devleti kurmaktır ve İstanbul Kürt Komitesine bağlı olarak çalışmaktadır… İngilizlerin Kürt politikasında temel unsur olan Binbaşı Noel’le ilişki kurmuştur.”[15]
Şeyh Sait ister İngilizlerle işbirliği yapmış olsun (ki biz bu kanaatteyiz) isterse yapmamış olsun sonuç Türkiye Cumhuriyeti için Musul’un kaybedilmesiyle sonuçlanmıştır. İsyanın zamanlaması Şeyh Sait’in İngilizlerin güdümünde hareket ettiği yönündeki iddiaları destekler niteliktedir.
Nitekim, Mart 1925 tarihinde Fransa’nın Bağdat Yüksel Komiserliği’nden Dışişleri Bakanlığı’na şu rapor gönderilmiştir:
“Kürt ayaklanması (İngiltere için) bundan daha iyi koşullarda patlak veremezdi. Ayaklanma, Türklerin Musul üzerindeki iddialarını araştıran komisyonda Türklerin kendi topraklarındaki Kürtler arasında bile huzuru sağlayamayacağını gösterecekti.”[16]
Aynı görüş Atatürk Araştırma Merkezi asli üyesi Prof. Dr. Ömer Kürkçüoğlu tarafından şöyle dile getiriliyor:
“Halifeliğin kaldırılmış olması, Kürtlerin ayaklanmasında önemli rol oynadığı gibi, Kürt unsurunun çoğunlukta bulunduğu Musul üzerindeki Türk iddiasını da zayıflatmıştır.”[17]
İsyan bastırılıp Şeyh Sait ve adamları yakalanınca İstiklal Mahkemesi’nde yargılandılar. Davada 81 sanık bulunuyordu. Şeyh Sait’le birlikte 49 kişi hakkında idam kararı verildi. Hakkında idam kararı verilenlerden Salih oğlu Hasan, yaşı küçük olduğu için 10 yıl ceza aldı. On iki kişi beraat etti. Beş kişi hakkındaki ihbarların geçersiz olduğu ve davaya gerek olmadığına karar verildi. Diğerleri ise bir yıl ile 10 yıl arasında ceza aldılar.[18]
Hakimiyet- i Milliye gazetesinde Şeyh Sait İsyanı; Türk inkılabının gücünün kanıtı olarak yorumlandı ve Şeyh Sait düşüncesi yok edilmedikçe memlekette huzur ve refahın kurulamayacağı belirtildi.[19]
[1] Hamit Bozaslan, “Kürt Milliyetçiliği ve Kürt Hareketi, 1889-2000”, Milliyetçilik, ed: Tanıl Bora/Murat Gültekingil, s. 849
[2] Mustafa Akyol, Kürt Sorununu Yeniden Düşünmek, 2. baskı, s. 92
[3] Mustafa Akyol, Kürt Sorununu Yeniden Düşünmek, 2. baskı, s. 92
[4] Martin van Bruinessen, Agha, Shaik and State, s. 281
[5] Yaşar Kalafat, Şark Meselesi Işığında Şeyh Sait Olayı, Karakteri, Dönemindeki İç ve Dış Olaylar, Boğaziçi Yayınları, Ankara, 1992, s. 104
[6] Geoffrey Lewis, Modern Turkey, Londra, 1974, s.98
[7] Ahmet Emin Yalman, Gördüklerim ve Geçirdiklerim, 2. baskı, İstanbul, 1977, cilt 2, s. 994
[8] Kazım Karabekir, Kürt Meselesi, s. 11-53
[9] Hüseyin Koca, Yakın Tarihten Günümüze Hükümetlerin Doğu-Güneydoğu Anadolu Politikaları, Mikro Yay., Konya, 1998, s. 98
[10] Uğur Mumcu, Kürt-İslam Ayaklanması, Tekin Yayınevi, 1991, s.103
[11] Hüseyin Koca, Yakın Tarihten Günümüze Hükümetlerin Doğu-Güneydoğu Anadolu Politikaları, Mikro Yay., Konya, 1998, s. 82
[12] Ergün Aybars, İstiklal Mahkemeleri, 1920-1927, cilt I-II, İleri Kitabevi, İzmir, 1995, s. 315
[13] Mete Tunçay, Türkiye Cumhuriyeti’nde Tek Parti Yönetiminin Kurulması, 1923-1931, Yurt Yayınları, Ankara, 1981, s. 130
[14] Uğur Mumcu, Kürt-İslam Ayaklanması, Tekin Yayınevi, 1991, s. 216
[15] Uğur Mumcu, Kürt-İslam Ayaklanması, Tekin Yayınevi, 1991, s.168
[16] Uğur Mumcu, Kürt-İslam Ayaklanması, Tekin Yayınevi, 1991, s.97
[17] Ömer Kürkçüoğlu, Türk-İngiliz İlişkileri, AÜ SBF Yayınları, Ankara, 1978, s. 290-291
[18] Mustafa Akyol, Kürt Sorununu Yeniden Düşünmek, 2. baskı, s. 97
[19] Aybars, İstiklal Mahkemeleri, 1920-1927, cilt I-II, İleri Kitabevi, İzmir, 1995, s.310-327
https://19.org/tr/seyh- said-isyani/
- - - - - - - -
- - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group |
: |
ozgur-
gundem@googlegroups.com |
| Gruba üye olmak icin To join the group |
: |
ozgur-
gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder |
: |
0raj.p0yraz@neomailbox.net /
oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamız Our Group Page |
: |
https://groups.google.com/
g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish |
: |
http://
orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Yeni web sayfam Our new website |
: |
https://erkin.cc/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan
ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) |
: |
Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc |