Osmanlı
döneminde Edirne'ye bağlı günümüzde Bulgaristan sınırları
içerisinde kalan Cisr-i Mustafa Paşa (Svilengrad) kasabasında;
biraz sonra idam sehpasına yürüyecek Türk köylüsü, ipini tutan
celladının önünde son kez namaza duruyor.
Bilincsizlik doneminde bilinc, basli basina bir suctur.
- - - - - - - - - - - - - - - -
BAKARA - 256 dinde zorlama yoktur…
***
NİSA - 89 onlar sizin kendileri gibi kafir ve böylece eş olmanızı
isterler.
Allah yolunda göç etmedikçe onlardan dost edinmeyin.
bunu kabul etmez de yüz çevirirlerse onları tutun, bulduğunuz
yerde öldürün…
TEVBE - 5 hürmetli aylar çıkınca Allaha eş koşanları nerede
bulursanız öldürün.
yakalayıp hapsedin.
gelip geçecekleri bütün yolları tutun.
fakat tövbe ederler, namaz kılarlar ve zekat verirlerse onların
peşini bırakın…
ENFAL - 65 ey peygamber inanları savaşa teşvik et.
eğer içinizden sabırlı yirmi kişi bulunursa onların ikiyüzüne
galip gelir.
ve eğer sizden yüzkişi olursa, kafirlerin binini yener.
cünkü onlar hicbir şeyden anlamaz guruhturlar.
ENFAL - 66 şimdi Allah yükünüzü hafifletti.
bildi ki sizde muhakkak bir zaaf var.
artık sizden sabırlı ve metanetli yüz kişi olursa ikiyüzünü
yenerler.
eğer sizden bin kişi olursa, Allahın izniyle ikibine galebe
çalarlar.
Allah sabır ve sebat edenlerle beRABerdir.
- - - - - - - - - - - - - - - -
Eger en yuceye ulasmak istiyorsan,en asagidan baslamalisin.
~SYRUS~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Insanin serefiyle yasayabilmesi icin en kisa ve en emin yol,
oldugu gibi gorunmektir.
~Sokrat~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Ömer Hayyam Bütün Dörtlükler [ 244. - 389 ]
~Yalnız bilgili olmak değil adam olmak;
Vefalı mı değil mi insan, ona bak.
Yücelerin yücesine yükselirsin
Halka verdiğin sözün eri olarak.
ŞARAB: Arapça, içecek şey, anlamında bir kelime. Aşk ve mahabbet
anlamına kullanılır. Coşkun aşk halleri ki, bu durumdaki kişi
aşkta sadakat imtihanından geçer. Kemale erenlerin hali budur. Bu
kelimeyle ilgili bazı deyimler şunlardır:
Şaraphane : Melekût âlemi, kâmil arifin iç dünyası.
Şarab-ı Puhte: Yıllanmış, kıvamını bulmuş şarap. Her türlü
kayıttan, sınırlamadan kurtulmuş saf ve mücerred zevk.
Şarab-ı ham : Çiğ şarap. Dünyevî zevk ile karışık hayat.
Şarap-ı Tevhîd : Allahın zâtında mahvolup, her türlü maddî bağdan
kurtulma.
İki türlü şarap vardır: Biri maddî, dünyevi, alkol ihtiva eden
içilmesi haram olan içki, ki bu insanı içince sarhoş eder. Diğer
şarap ise, aşk şarabıdır. Allahı sevmekten kaynaklanan zevkin
sonucu olarak ortaya çıkan bir tür mestlik, melankoli hâli.
Sûfîler bu bakımdan, içmeden sarhoş olanlardır, diye tanımlanır.
Marifet, içmeden, manâ sarhoşu olmaktadır. Her iki sarhoşta ortak
bazı özellikler vardır. Bunlardan biri, her ikisi için dış âlemin
bir anlamı yoktur; sarhoşluk, her iki grubu dış dünya ile alakalı
bir takım ilgilerden kesmiştir, ikisi arasındaki pek çok farktan
bir diğeri de, şudur: : Mânâ sarhoşunda, karaciğerden
kaynaklandığı söylenen bir tür iç hararet, maddî şarab içende
bulunmaz.~