AKP dönemindeki yargı uygulamaları, Roma hukukundan bu yana modern hukukun evrensel iskeletini oluşturan temel ilkelerle taban tabana zıt örnekler sergilemektedir. Bu ihlallerin somutlaştığı başlıca alanlar şunlardır:
Roma hukukunda Lex Retro Non Agit (Kanun geriye yürümez) ilkesiyle desteklenen bu kurala göre, bir fiil işlendiği sırada kanunen suç değilse cezalandırılamaz.
İhlal Örneği:FETÖ yargılamalarında; geçmişte devletin yasal izinle açtığı Bank Asya’ya para yatırmak, yasal bir sendikaya üye olmak veya yayınevi aboneliği bulunmak, o dönem suç değilken yıllar sonra “terör örgütü üyeliği” delili sayılmıştır. Bu durum, hukuki öngörülebilirliği tamamen yok etmiştir.
Yargıcın bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesidir. Roma’dan bu yana yargıcın taraflardan birine sadakat duymaması esastır.
İhlal Örneği: Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) yapısının değiştirilmesi ve yargıçların atanma süreçleri. AKP Genel Başkanı’nın (Cumhurbaşkanı) yargı bürokrasisini belirlediği bir sistemde, Cumhurbaşkanına Hakaret davalarında yargıcın yürütmeye karşı tarafsız kalması imkansız hale gelmiştir. “Siyasi mahiyetteki” davalarda (Can Atalay, Osman Kavala gibi) verilen kararlar, yargının iktidarın bir organı gibi hareket etmesi olarak eleştirilir.
Devletlerin uluslararası anlaşmalara ve anayasal taahhütlerine uyması zorunluluğudur.
İhlal Örneği: Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmaması. Can Atalay davasında Yargıtay’ın AYM kararını tanımaması ve hatta AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunması, “anayasal düzenin askıya alınması” ve en temel hukuk hiyerarşisinin ihlali olarak tarihe geçmiştir.
Kişi, suçu kesinleşene kadar masumdur.
İhlal Örneği:KHK (Kanun Hükmünde Kararname) ihraçları. 15 Temmuz sonrası binlerce kamu görevlisi, herhangi bir yargı kararı, savunma hakkı veya somut delil olmaksızın, sadece “idari kanaat” ile işten çıkarılmış, pasaportlarına el konulmuş ve “sivil ölüme” mahkum edilmiştir. Bu, Roma hukukundaki Infamia (şerefsizlik/hak mahrumiyeti) cezasının modern ve kitlesel bir uygulamasıdır.
Adil bir yargılamanın en temel şartıdır.
İhlal Örneği:Gizli tanık beyanlarının mutlak delil sayılması ve avukatların dosyalara erişiminin “kısıtlılık kararı” ile aylarca engellenmesi. Özellikle siyasi davalarda (Demirtaş, Kavala vb.), sanıkların aleyhindeki delilleri görmeden tutuklu kalmaları, savunma hakkının özünü zedelemektedir.
Kişinin keyfi olarak gözaltında tutulamaz olması ilkesidir.
İhlal Örneği:Uzun tutukluluk süreleri. Türkiye’de tutukluluk, bir tedbirden ziyade bir “ön infaz” (cezalandırma) aracına dönüşmüştür. Gazetecilerin, siyasetçilerin ve sivil toplum temsilcilerinin somut bir suç isnadı olmaksızın yıllarca cezaevinde tutulması bu ilkenin doğrudan ihlalidir.
Bu örnekler, yargının “hak dağıtan” bir kurumdan, iktidarın rakiplerini tasfiye ettiği bir “lawfare” (hukuk savaşı) aracına dönüştüğünün somut göstergeleri olarak kabul edilmektedir.